SAVUNMANIN SANATI -2
"Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir?"
SADİ ŞİRAZİ
Varlık düşüncesi olmayan bir insana hayat veremezsiniz,çünkü var olduğunu bedeninden öte bir olguya ilintileyemeyen herkes yokluğun pençesine düşmüştür.Varlığını kesin kanıtlarla ispatlayan bir insan, içine duman ve barut kokusu sinmiş savaş meydanından kelimeler getirir.
Hayat veren varlık ile var olduğunu düşünen varlık ayrımında savaş başlar ve savaşmadan asla ulaşamayacağınız o karanlık koridorun izini sürmüşsünüzdür.
Bu koridora doğru attığınız her adım sizi savunmak zorunda bırakacak eksieylemlerle doludur.Varlığını keşfeden ve onu savunmak zorunda olduğunu anlayan insan bir çok aşamadan geçecektir Hırs,öfke,nefret,hüzün,kaygı,korku,ürperiş,sevgi,cesaret,aşk,kararlılık,bağlanma…..her düşünce basamağı olgunluğa ve aydınlığa doğru adım adım götürecek ve dönüşünü imkansız kılacaktır.
"Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen bir aptaldır. Ondan sakının.
Bilmeyen ve bilmediğini bilen bir öğrencidir. Ona öğretin.
Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır. Onu uyandırın."
Çin Atasözü
KILIÇ SANATI
M.Ö 3000 – 1000 Yılları arasında uzakdoğuda
İnsanoğlu´nun çeliği keşfetmesiyle birlikte, çeliğin ana kullanımları aletler ve silahlar üzerine oldu. Mızrak, ok ucu, zırh, kalkan dışında çeliğin aslî gücü en çok kılıca aktarıldı. Kılıç madden vücut ve kas gücünü aktaracak, kesme, vurma gibi görevleri yerine getirecek bir araçtı. Rakibe karşı mutlak gücün, temasa gerek kalmadan kullanılmasını sağlıyordu.
Kılıç kullanıcılarının meziyetleri zamanla saygı ve hayranlık uyandırmaya başladı. Kılıcın hareketlerine hükmetmek demek sadece saldırı değil, savunmada kılıcı kullanabilmek, hedefi doğru tutturmak, gerektiği kadar gerektiği amaçla gücü uygulamak ve hız kılıç ustasını diğerlerinden ayırırdı.
Kılıç bu üstün savaşçılık meziyetlerini ortaya çıkardıkça bir yandan kendini de yüceltmeye başladı. Kılıç ustaları zamanla kılıçlarına bağlılıklarını arttırmaya başladı. Belki de totemci bir inançla, kılıçlar savaşçı ruhunu temsil eden yüceltilmiş nesneler oldu.
Kılıç, sadece gücü de temsil etmiyordu. Kılıcın, sahibinin içindeki savaşçı ruhunu ve gücü içinde sakladığı düşünülürdü. Öldükten sonra kılıç ustaları kılıçlarıyla gömülürlerdi ya da kılıçları herkesin göreceği ve saygısını temsil edeceği yerlere konulurdu.
Yüzyıllar geçip, ateşli silahlar ve modern dünya ortaya çıktıkça Batı medeniyetleri bu ruhu kaybetti. 20. yüzyılın ikinci yarısında uzakdoğu savaş sanatlarına karşı oluşan yoğun ilgi sonucu kılıç tekrar gündeme geldi.
KORE’DE KILIÇ SANATININ TARİHİ
Kore’de geleneksel kılıç sanatı( Kumdo)nun tarihi M.Ö 1000 yıllarında başlar.Çeşitli arkeolojik bulgular kılıcın bu toplum içinde çok büyük saygınlığının olduğunu gösterir. Bu dönemler kılıcın pekala savunma için kullanıldığı açıktır.
ÜÇ KRALLIK; Koryo,Shilla,ve Paekche, döneminde Shilla hanedanlığının savaşçılarından olan Hwarang adlı bir kahraman tarafından Bongookgumbup kılıç sanatı geliştirilmiştir Bu sanatı öğrenen askerler sarayın özel savunma birliklerindendi,toplum içinde büyük saygınlıkları olan bu savaşçılar ahlak ilkeleriyle de nam salmışlardı. Bu askerler aynı zamanda bıçak kullanma,ok atma,hipnoz,akapunktur ve doğa tıbbı konusunda uzmandılar
Bu üç krallığın savaşcıları arasındaki bağ onların hayatlarını halkları uğruna feda etmeleri ve aralarındaki müthiş dayanışma ve adalet düşüncesiydi.
Zaman içerisinde hanedanlıklar geliştikçe ve yeni politik yapılar şekillenmeye başladığında kılıç sanatı hanedanlık ordularının içinde öğretilmeye başlandı.Burada genellikle bir usta eğitici tarafından öğretilen Kumdo kılıç sanatı zaman içerisinde farklı boyutlar kazanmaya başladı
1896 yılında; ki bu yıllar Kore devletinde modern dönemlerin başlangıdır, kılıç sanatı artık Ghichuk Gum olarak anılıyordu. Bu dönemlerde Ghichuk Gum sanatı sadece polis birliklerine öğretilmeye başlandı. Zaman ilerledikçe halk içinde kimileri için bir spor dalı ,kimileri içinde geleneksel bir değer olarak varlığını sürdürmektedir.
Günümüz geleneksel Kumdo kılıç sanatı tıpkı üstat Hwarang’ın oluşturduğu ahlak prensipleriyle donanmış ve dünyanın birçok ülkesinde öğretilmektedir.
MUSTAFA ELMALI